AB'den yeni genişleme yaklaşımı: Türkiye nasıl etkilenecek?
Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin üyelik öncesinde AB politikalarına ve iç pazara kademeli entegrasyonunu öngören yeni genişleme yaklaşımını açıkladı. Türkiye de bu çerçevenin kapsamına girse de, AB ile ilişkilerdeki mevcut tablo nedeniyle yeni yaklaşımın kısa vadede somut sonuçlar üretmesi beklenmiyor. Brüksel'den Güven Özalp'ın haberi.

Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin üyelik öncesinde Avrupa Birliği (AB) politikaları ve iç pazarıyla kademeli olarak bütünleşmesini hedefleyen yeni bir genişleme stratejisi duyurdu. Geçmişteki genişleme süreçlerinden alınan derslerle hazırlanan bu öneri paketi, aday ülkelerin sektörel bazda entegrasyonunu öngörürken, üye ülkelerin de genişleme sürecine hazır hale getirilmesini amaçlıyor. Komisyon, aday ülkelerin "Truva atı" konumuna gelmesini engellemeyi ve daha dayanıklı, kurallara bağlı ve etkili bir birlik yapısı oluşturmayı hedefliyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, genişlemenin jeopolitik bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, reform yolunda ilerleyen ülkeleri AB'nin kucaklamaya hazır olması gerektiğini belirtti. Yeni yaklaşım kabul edildiği takdirde, aday ülkeler AB iç pazarının belirli bölümlerine kademeli olarak dahil olabilecek ve stratejik alanlarda iş birliği seviyelerini artırabilecek. Ancak bu sürecin bir üyelik kestirme yolu olmadığı, katılımın liyakate dayalı, şartlı ve geri alınabilir olmaya devam edeceği ifade edildi. Ayrıca, ciddi ihlal durumlarında AB Konseyi'nde oy hakkının askıya alınması gibi koruma önlemleri öneriliyor.
Avrupa Komisyonu'nun yeni stratejisi kapsamında Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna için 28 Ekim'de açıklanacak raporlarla yol haritaları yayımlanması planlanıyor. AB liderlerinin 15-16 Ekim tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştireceği zirvede de genişleme reformları üzerine stratejik tartışmalar yapılması bekleniyor. Komisyon, genişleme kararlarında ve müzakere başlıklarının açılmasında oybirliği yerine nitelikli çoğunluk uygulamasının yaygınlaşmasını talep ediyor.
Türkiye, 21 yıldır devam eden katılım müzakereleriyle yeni yaklaşımın kapsamına giriyor. Ancak Türkiye'de insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi alanlardaki gelişmelerin yanı sıra AB'nin tutumu nedeniyle müzakere süreci pratikte durmuş durumda. Türkiye'nin resmi adaylık statüsü sürse de, dış politika alanındaki uyum seviyesinin geçen yılki rapora göre yüzde 4 düzeyinde kalması, yeni stratejinin Türkiye için işleri karmaşıklaştırma riski taşıdığını gösteriyor.
Avrupa Komisyonu genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, kademeli entegrasyonu reformlarla ilerleyen bir otomobile benzeterek, ilerleme sağlanamadığı durumlarda sürecin bir anlam ifade etmeyeceğini belirtti. Yeni yaklaşımın, gümrük birliği güncellemesi gibi bazı kritik konularda Türkiye üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli bulunuyor. AB, en son 2013 yılında Hırvatistan'ın katılımıyla genişleme sürecini tamamlamıştı.